Thursday, September 3, 2026

Matematik, Gerçeklik ve Bildiklerimizin Sınırı

Bu yazı, ChatGPT ile Cantor’un sonsuzluk kavramından başlayıp Gödel, matematiksel Platonculuk, Kant ve bilimsel gerçekçilik üzerine uzanan bir sohbetin neticesinde ortaya çıkan düşüncelerin derlenmiş ve sistematik hale getirilmiş bir özetidir.

Matematiksel Gerçeklik ile Temsili Arasındaki Mesafe: Cantor, Gödel, Kant ve Harita–Arazi Problemi

Matematiğin keşfedildiğini mi yoksa icat edildiğini mi sorduğumuzda genellikle iki uç cevapla karşılaşırız. Bir tarafta matematiksel nesnelerin insan zihninden bağımsız olarak var olduğunu savunan matematiksel Platonculuk, diğer tarafta matematiği insanların oluşturduğu aksiyomlar, semboller ve çıkarım kurallarıyla çalışan biçimsel bir sistem olarak gören yaklaşımlar bulunur.

Ancak bu iki seçenek arasında daha temel bir problem vardır:

Matematiksel gerçekliğin bizden bağımsız olduğunu kabul etsek bile, onu temsil etmek için kurduğumuz biçimsel sistemlerin bu gerçekliği eksiksiz temsil ettiğini nereden biliyoruz?

Matematiksel Platonculuğu kabul etmek, insan tarafından geliştirilmiş herhangi bir matematiksel formalizmin matematiksel gerçeklikle özdeş olduğunu kabul etmeyi gerektirmez. Matematiksel gerçekliğin bizden bağımsız olduğunu, buna karşılık aksiyomların, sembollerin, tanımların ve ispat yöntemlerinin bu gerçekliğe ulaşmak için geliştirdiğimiz araçlar olduğunu düşünmek mümkündür.

Bu ayrımı ifade etmek için kullanışlı bir benzetme harita ile gerçek arazi arasındaki farktır.

Harita gerçek bir arazi hakkında bilgi verir. Mesafeleri, yolları, yükseklikleri veya sınırları gösterebilir. Son derece hassas olabilir ve pratik amaçlar için olağanüstü sonuçlar verebilir.

Ancak harita arazi değildir.

Dahası, bir haritanın üzerinde bulunan her özellik arazinin kendisinin bir özelliği olmak zorunda değildir. Koordinat çizgileri, renk kodları, ölçek, projeksiyon ve semboller haritanın temsil yöntemine aittir.

Matematiksel gerçeklik ile formalizasyon arasındaki ilişkinin de buna benzer olması mümkündür.

Matematiksel gerçeklik → formalizasyon → teoremler

Buradaki en problemli ilişki ilk oktadır.

Formalizasyonun kendi içindeki çıkarımlar kusursuz olabilir. Ancak formalizasyonun matematiksel gerçekliğin kendisiyle özdeş olduğu bundan çıkmaz.

Cantor ve Sonsuzluk Problemi

Bu ayrım özellikle Georg Cantor’un sonsuz kümeler üzerine yaptığı çalışmalarda dikkat çekici hale gelir.

Cantor’un temel fikirlerinden biri, iki kümenin büyüklüğünü elemanlarını bire bir eşleştirerek karşılaştırmaktır.

Örneğin sayarken kullandığımız sayıları düşünelim:

1, 2, 3, 4, 5, ...

Şimdi yalnızca çift olanları alalım:

2, 4, 6, 8, 10, ...

İkinci grup birincinin yalnızca bir bölümüdür. Sonlu kümelerde bir kümenin gerçek bir alt kümesi, kümenin kendisinden daha az elemana sahiptir.

Ancak burada şu eşlemeyi kurabiliriz:

1 ↔ 2
2 ↔ 4
3 ↔ 6
4 ↔ 8
...

Genel kural:

n ↔ 2n

şeklindedir.

Her sayma sayısına tam olarak bir çift sayı, her çift sayıya da tam olarak bir sayma sayısı karşılık gelir.

Cantor bu nedenle iki kümenin aynı kardinaliteye, yani aynı matematiksel büyüklüğe sahip olduğunu söyler.

Buraya kadar sonsuzluğun sonlu niceliklerden farklı davrandığını görürüz.

Ancak Cantor daha ileri gider.

0 ile 1 arasındaki bütün sayıları benzer biçimde:

1. sayı
2. sayı
3. sayı
4. sayı
...

şeklinde numaralandırmanın mümkün olduğunu varsayalım.

Her sayıyı ondalık basamaklarıyla yazalım.

Cantor’un diagonal yöntemi, birinci sayının birinci basamağından, ikinci sayının ikinci basamağından, üçüncü sayının üçüncü basamağından ve böyle devam ederek yeni bir sayı tanımlar. Yeni sayının her basamağı, karşılık geldiği satırdaki diagonal basamaktan farklı seçilir.

Böylece oluşturulan sayı:

  • birinci sayıdan birinci basamakta,
  • ikinci sayıdan ikinci basamakta,
  • üçüncü sayıdan üçüncü basamakta,
  • herhangi bir n’inci sayıdan n’inci basamakta

farklıdır.

Dolayısıyla listede hangi satır seçilirse seçilsin yeni sayı o satırdaki sayı olamaz.

Bu, 0 ile 1 arasındaki bütün sayıların sayarken kullandığımız sayılarla bire bir eşleştirilemeyeceğini gösterir.

Cantor’un matematiği açısından sonuç açıktır:

Bu iki sonsuz kümenin kardinaliteleri farklıdır.

Burada önemli bir yanlış anlamadan kaçınmak gerekir. Cantor’un argümanı:

“Sonsuz listeye bir sayı daha ekledik, dolayısıyla sonsuzluk büyüdü.”

değildir.

Sonsuz kümelerde bir veya çok sayıda eleman eklemek kardinaliteyi değiştirmeyebilir.

Diagonal argümanın iddiası daha güçlüdür:

Önerilen herhangi bir bire bir eşleştirme eksik kalacaktır.

Bu, klasik küme teorisinin içinde kesin bir matematiksel sonuçtur.

Ancak bundan sonra matematiksel sorudan felsefi soruya geçilir.

“Sonsuz Liste” Gerçekte Nedir?

“Sonsuz liste” ifadesi günlük dil açısından yanıltıcıdır.

Gerçekte kimsenin önünde sonsuz sayıda satır bulunan fiziksel bir liste yoktur. Matematikte burada kastedilen şey, her sayma sayısına bir nesne atayan bir eşlemedir.

Aynı şekilde diagonal işlem de pratik olarak sonsuz sayıda basamağın okunup değiştirilmesi değildir.

Yeni sayının n’inci basamağının nasıl belirleneceğini söyleyen genel bir kuraldır.

Bu nedenle diagonal kanıtın fiziksel olarak tamamlanması gerekmez.

Ancak tam burada daha temel bir soru ortaya çıkar:

“Her n için” dediğimizde ne hakkında konuşuyoruz?

Henüz ulaşılmamış bir basamağı değil, sayarken kullanılan bütün sayıların tamamını tek bir matematiksel bütün olarak ele alıyoruz.

Burada “potansiyel sonsuzluk” ile “tamamlanmış sonsuzluk” arasındaki fark önem kazanır.

Potansiyel sonsuzluk:

1, 2, 3, 4, ...

sürecinin hiçbir zaman sona ermemesidir. Her sayının ardından başka bir sayı yazılabilir.

Tamamlanmış sonsuzluk ise bu bitmeyen sürecin bütün elemanlarını tek bir matematiksel nesne olarak ele almaktır.

Cantor’un küme teorisi ikinci anlayışla çalışır.

Dolayısıyla diagonal kanıtın matematiksel geçerliliğini kabul etmek ile tamamlanmış sonsuz kümelerin ontolojik statüsü hakkında belirli bir görüşü kabul etmek aynı şey değildir.

Matematiksel Platonculuk Problemi Tek Başına Çözmez

Matematiksel Platonculuğa göre sayılar, geometrik yapılar ve diğer matematiksel nesneler insan zihninden bağımsızdır.

Bu görüş altında 2 + 2 = 4 ifadesinin doğruluğu insanların kullandığı sembollere bağlı değildir. İnsanlar hiç var olmamış olsaydı da ilgili matematiksel ilişki doğru olurdu.

Ancak buradan önemli bir sonuç otomatik olarak çıkmaz:

İnsanların geliştirdiği küme teorisinin yapısı, Platonik matematiksel gerçekliğin yapısıyla bire bir aynıdır.

Sayıların bizden bağımsız varlığını kabul etmek, onların bizim tanımladığımız biçimde “tamamlanmış sonsuz kümeler” oluşturduğunu ayrıca kabul etmeyi gerektirmeyebilir.

Aynı şekilde bire bir eşleştirmenin matematiksel olarak son derece iyi tanımlanmış olması, kardinalitenin matematiksel gerçekliğin temel ontolojik özelliklerinden biri olduğunu tek başına kanıtlamaz.

Buradaki ayrım şöyle ifade edilebilir:

Matematiksel gerçeklik vardır.

ile

Klasik küme teorisi bu gerçekliğin ontolojisini eksiksiz verir.

aynı önerme değildir.

Birinciyi kabul edip ikinci konusunda kuşkucu olmak mümkündür.

Bu durumda Cantor’un sonucu reddedilmez. Daha dikkatli yorumlanır:

Klasik küme teorisinin tanımları ve aksiyomları altında bazı sonsuz kümeler arasında bire bir eşleme kurulamaz ve dolayısıyla farklı kardinalitelere sahiptirler.

Bundan:

Matematiksel gerçekliğin kendisinde ontolojik olarak farklı büyüklüklerde sonsuzluklar vardır.

sonucuna geçmek ek bir felsefi taahhüt gerektirir.

Harita ile Arazi Arasındaki Fark

Bu ayrımı daha genel biçimde ele almak için matematiksel gerçekliği bir arazi, formalizmi ise bu arazinin haritası olarak düşünelim.

İyi bir harita arazi hakkında gerçek bilgi taşır.

Ancak harita araziyi temsil edebilmek için bazı özellikleri seçmek, bazılarını ihmal etmek ve bazılarını dönüştürmek zorundadır.

Bir metro haritasını düşünelim.

Metro haritasında iki istasyon arasındaki gerçek coğrafi mesafe bozulmuş olabilir. Hatların yönleri gerçek dünyadaki yönlerle bire bir örtüşmeyebilir. Buna karşılık hangi istasyondan hangisine geçilebildiği son derece doğru gösterilir.

Topografik harita başka özellikleri korur.

Siyasi harita başka özellikleri.

Jeolojik harita başka özellikleri.

Aynı arazi için birden fazla doğru harita mümkündür.

Buradaki önemli nokta şudur:

Haritanın doğruluğu, haritanın araziyle özdeş olması anlamına gelmez.

Daha da önemlisi, haritanın kendi temsil sisteminden kaynaklanan özellikleri araziye aitmiş gibi yorumlamak mümkündür.

Örneğin dünya haritasındaki koordinat çizgileri Dünya yüzeyinde fiziksel çizgiler değildir.

Bir harita projeksiyonunda Grönland’ın belirli biçimde görünmesi de Grönland’ın gerçek geometrisinin doğrudan özelliği olmayabilir; kullanılan projeksiyonun sonucudur.

Matematiksel formalizmler için de benzer bir soru sorulabilir:

Formal sistem içinde gördüğümüz hangi özellikler matematiksel arazinin gerçek yapısını, hangileri kullandığımız temsil biçimini yansıtıyor?

Bu sorunun matematiğin kendi içinden tamamen cevaplanması mümkün olmayabilir.

Haritanın Üzerinde Keşif Yapmak

Burada daha ince bir problem ortaya çıkar.

Bir harita üzerinde matematiksel olarak kusursuz bir çıkarım yapabiliriz.

Örneğin belirli bir projeksiyonda iki nokta arasındaki ilişkiyi hesaplayabiliriz. Hesabımızda hiçbir hata bulunmayabilir.

Ancak hesaplanan özelliğin araziye hangi anlamda karşılık geldiği ayrı bir sorudur.

Benzer biçimde Cantor’un diagonal kanıtında da formal sistemin kendi içinde bir hata bulunması gerekmeyebilir.

Asıl soru şudur:

Kanıtın ortaya çıkardığı kardinalite yapısı matematiksel arazinin özelliği midir, yoksa kullandığımız küme-teorik haritanın özelliği midir?

Bu soru Cantor’un kanıtını geçersiz kılmaz.

Kanıtın ne hakkında konuştuğunu sorgular.

Bu ikisi birbirinden farklıdır.

Gödel: Harita Arazinin Tamamını Kapsayabilir mi?

Kurt Gödel’in eksiklik teoremleri bu tartışmada özel bir yere sahiptir.

Çok kabaca, yeterince aritmetik ifade edebilen, tutarlı ve etkili biçimde aksiyomlaştırılmış bir formel sistemde, sistem içinde karar verilemeyen ifadeler bulunur.

Bu nedenle belirli koşullar altında:

matematiksel doğruluk

ile

belirli bir formel sistem içinde kanıtlanabilirlik

aynı kavram değildir.

Burada dikkatli olmak gerekir.

Gödel:

“Bütün matematiksel formalizmler zorunlu olarak eksik haritalardır.”

şeklinde genel bir felsefi teorem kanıtlamadı.

Eksiklik teoremleri belirli özelliklere sahip formel sistemler hakkındadır.

Ancak Gödel’in sonucu, matematiksel gerçekliğin tek bir etkili aksiyomatik sistem tarafından bütünüyle tüketilebileceği fikrine ciddi bir sınır getirir.

Bir sistem düşünelim:

S

Sistem içinde karar verilemeyen bir ifade ortaya çıksın:

G

G’yi yeni bir aksiyom olarak kabul ederek sistemi genişletebiliriz:

S' = S + G

Ancak uygun koşullar altında yeni sistem de kendi eksiklikleriyle karşılaşır.

Bu süreç:

S → S' → S'' → ...

şeklinde devam ettirilebilir.

Harita benzetmesinde bunu şöyle yorumlamak mümkündür:

Haritayı genişletebiliriz, ayrıntılandırabiliriz veya başka bir harita geliştirebiliriz; fakat bundan tek bir haritanın bütün araziyle özdeş olabileceği sonucu çıkmaz.

Gödel’in kendisi matematiksel Platonculuğa yakındı. Matematiksel gerçekliği yalnızca insanların oluşturduğu sembolik kurallardan ibaret görmüyordu.

Bu nedenle Gödelci bir Platoncu açısından eksiklik oldukça doğal biçimde yorumlanabilir:

Matematiksel arazi, belirli bir formel haritanın gösterebildiklerinden daha geniştir.

Ancak bu, eksiklik teoreminin kendisi değil, onun felsefi yorumlarından biridir.

Gödel Cantor’u Çürütmez

Burada önemli bir ayrım yapılmalıdır.

Gödel’in eksiklik teoremleri:

“Cantor’un sonsuzlukları yalnızca formalizasyon artefaktıdır.”

sonucunu vermez.

Gödel’in kendisi de Cantor’un transfinit matematiğini ciddiye alıyordu.

Dolayısıyla Gödel’den Cantor’un yanlış olduğu sonucu çıkarılamaz.

Fakat Gödel’in çalışması daha genel bir uyarı sağlar:

Formel temsil ile matematiksel doğruluğu özdeşleştirmek dikkat gerektirir.

Bu nedenle matematiksel Platonculuğu kabul edip aynı zamanda belirli formal sistemlerin ontolojik şeffaflığı konusunda kuşkucu olmak mümkündür.

Bu pozisyon şöyle ifade edilebilir:

Matematiksel arazi gerçektir; ancak elimizdeki haritaların arazinin kendisi olduğunu varsaymak zorunda değiliz.

Kant ve “Kendinde Şey”

Bu problem matematikten genel bilgi problemine taşındığında Immanuel Kant’ın “kendinde şey” kavramıyla karşılaşırız.

Kant’ın temel ayrımlarından biri, şeylerin bize göründükleri hali ile bizden bağımsız olarak ne oldukları arasındadır.

İnsan zihni dış dünyayı pasif biçimde kaydeden bir cihaz değildir.

Deneyim, insan algısının ve zihinsel kategorilerin yapısından geçerek oluşur.

Bu nedenle:

deneyimlediğimiz dünya

ile

dünyanın bizden bağımsız olarak kendinde ne olduğu

arasında doğrudan bir özdeşlik kuramayız.

Harita benzetmesi burada daha da radikal hale gelir.

Normal bir coğrafi durumda hem araziye hem haritaya erişebiliriz. Haritayı araziyle karşılaştırabiliriz.

Kant’ın probleminde ise elimizde böyle bir imkân yoktur.

Çünkü “araziye bakmak” dediğimiz anda bile onu insan algısı ve kavramsallaştırması üzerinden deneyimleriz.

Dolayısıyla elimizde:

çıplak arazi + harita

şeklinde iki bağımsız nesne bulunmaz.

Arazinin kendisini görmek için haritadan çıkmaya çalıştığımızda bile yeni bir temsil üretiriz.

Bu nedenle daha doğru şema şöyledir:

? → algı ve zihinsel yapı → deneyimlenen dünya

Soldaki soru işaretinin tam olarak ne olduğunu bilmiyoruz.

Hatta ona “arazi” demek bile yalnızca bir metafordur.

Fizik Haritayı Aşabilir mi?

Bilim bu problemi ortadan kaldırmaz, fakat önemli ölçüde değiştirir.

Fiziksel teoriler yalnızca gözlemleri sınıflandırmakla kalmaz. Daha önce gözlenmemiş olaylar hakkında nicel tahminlerde bulunabilir.

Bu tahminlerin deneylerle doğrulanması, teorilerin dış gerçekliğin bazı özelliklerini gerçekten yakaladığı düşüncesini güçlendirir.

Ancak:

“Bir teorinin tahminleri olağanüstü doğrudur.”

ile

“Teorinin kullandığı ontolojik nesneler gerçekliğin kendisidir.”

aynı iddia değildir.

Örneğin elektronların davranışını son derece yüksek doğrulukla hesaplayabiliriz.

Ancak:

“Elektron kendinde nedir?”

sorusuyla

“Elektron hangi ilişkiler altında nasıl davranır?”

sorusu farklıdır.

Fizik ikinci soruya çok güçlü cevaplar verir.

Birinci sorunun aynı biçimde cevaplanabilir olup olmadığı açık değildir.

Benzer biçimde bir kuantum alanının matematiksel yapısını tanımlayabiliriz. Alanın nasıl evrildiğini, hangi etkileşimlere girdiğini ve hangi deney sonuçlarını verdiğini hesaplayabiliriz.

Ancak:

“Kuantum alanı ontolojik olarak nedir?”

diye sorduğumuzda çoğu zaman yeniden matematiksel ilişkilerini anlatmaya başlarız.

Bu durum, bilimin şeylerin “ne olduğunu” değil, en azından öncelikle “nasıl ilişkiler kurduklarını” yakalıyor olabileceği fikrini doğurur.

Yapısal Realizm

Bu noktada yapısal realizm adı verilen yaklaşım özellikle ilginç hale gelir.

Yapısal realizmin temel düşüncesi kabaca şöyledir:

Belki bilim bize şeylerin nihai olarak ne olduğunu söylemekte sınırlıdır.

Ancak şeyler arasındaki ilişkisel yapıyı gerçekten keşfedebilir.

Bu durumda bilimsel ilerleme:

yanlış harita → doğru harita

şeklinde düşünülmek zorunda değildir.

Daha uygun model:

daha sınırlı harita → daha kapsamlı harita

olabilir.

Yeni harita eskisinin başarılı biçimde yakaladığı ilişkileri korurken daha geniş bir alanı açıklayabilir.

Newton mekaniğinin belirli koşullarda daha kapsamlı teorilerden yaklaşık olarak geri elde edilmesi buna örnek oluşturur.

Bu perspektif, bilimsel realizm ile epistemolojik ihtiyat arasında bir orta yol sağlar.

Dış gerçekliğin var olduğunu kabul ederiz.

Onun hakkında gerçek bilgi edindiğimizi kabul ederiz.

Ancak teorilerimizin kullandığı bütün nesnelerin ve kavramların gerçekliğin ontolojik yapısıyla bire bir aynı olduğunu iddia etmek zorunda değiliz.

Matematik İçin Yapısal Realizm Mümkün mü?

Aynı yaklaşım matematiğe uygulanabilir.

Matematiksel Platonculuğu kabul edelim:

Matematiksel gerçeklik insan zihninden bağımsızdır.

Ancak insanların oluşturduğu formal sistemlerin bu gerçekliğin haritaları olduğunu düşünelim.

Bu haritalar gerçek ilişkileri yakalayabilir.

Birbirleriyle tutarlı olabilir.

Yeni sonuçlar öngörebilir.

Birbirlerinin belirli bölümlerini kapsayabilir.

Fakat hiçbirinin matematiksel araziyle ontolojik olarak özdeş olduğunu baştan varsaymak zorunda değiliz.

Bu durumda Cantor’un teorisi son derece başarılı ve güçlü bir harita olabilir.

Gödel’in sonuçları başka bir yapısal sınırı gösterebilir.

Başka formalizmler matematiksel arazinin farklı yönlerini yakalayabilir.

Böyle bir görüş matematiği keyfî bir insan icadına indirgemez.

Tam tersine, matematiğin bizden bağımsız bir nesnesi bulunduğunu kabul eder.

Kuşku duyulan şey arazinin varlığı değil, belirli bir haritanın araziyle özdeşliğidir.

Haritanın Doğruluğunu Nasıl Test Ederiz?

Burada ciddi bir epistemolojik problem ortaya çıkar.

Coğrafi haritada doğruluğu test etmek kolaydır:

Haritayı alır, araziye gider ve karşılaştırırız.

Matematiksel gerçeklikte ise bağımsız bir “arazi ölçümü” yapmak mümkün görünmez.

Bir matematiksel formalizmi başka matematiksel düşüncelerle değerlendiririz.

Bir aksiyom sistemini başka mantıksal araçlarla inceleriz.

Bir teoremin sonuçlarını başka matematiksel yapılarla karşılaştırırız.

Dolayısıyla bir anlamda:

harita₁ ↔ harita₂ ↔ harita₃

karşılaştırmaları yapıyoruz.

“Arazinin kendisi” doğrudan karşılaştırmanın tarafı haline gelmiyor.

Fizikte durum biraz farklıdır, çünkü deneysel ölçüm vardır.

Ancak deneyin kendisi de tamamen temsil dışı değildir.

Bir cihaz fiziksel olayla etkileşir.

Sinyal üretir.

Sinyal kaydedilir.

Veri işlenir.

Sonuç teorik kavramlar içinde yorumlanır.

Dolayısıyla fizik bile gerçekliği hiçbir aracılık olmaksızın bize sunmaz.

Buna rağmen bağımsız yöntemlerin aynı sonuçlara ulaşması son derece önemlidir.

Farklı cihazlar, farklı teorik yollar ve farklı deney düzenekleri aynı nicel yapıya yaklaşıyorsa, bunun yalnızca tek bir temsil sisteminin iç özelliği olması giderek daha az olası görünür.

Bu, yapısal realizmin en güçlü dayanaklarından biridir.

Kaynağın Varlığını Nereden Biliyoruz?

Bütün bunlardan sonra daha radikal bir soru ortaya çıkar:

Eğer yalnızca haritalara erişiyorsak, bir arazi olduğunu nereden biliyoruz?

Bu soruya matematiksel bir ispat vermek kolay değildir.

Ancak dış gerçeklik lehine güçlü gerekçeler vardır.

Dünya beklentilerimize direnç gösterir.

Deneyler kişisel tercihlerimize göre sonuçlanmaz.

Bağımsız gözlemciler aynı ilişkileri bulabilir.

Teoriler henüz yapılmamış deneylerin sonuçlarını doğru tahmin edebilir.

Farklı yöntemlerle yapılan ölçümler aynı nicel yapılarda birleşebilir.

Bunların tamamı, temsil sistemlerimizden bağımsız düzenli bir kaynak bulunduğunu düşünmek için güçlü gerekçeler sağlar.

Ancak:

“Bir arazi vardır.”

ile

“Arazinin kendinde ne olduğunu biliyoruz.”

aynı iddia değildir.

İlkini kabul edip ikincisi konusunda çok daha ihtiyatlı olmak mümkündür.

Cantor’a Geri Dönüş

Bu çerçevede Cantor’un diagonal kanıtına yeniden baktığımızda başlangıçtaki problem daha kesin biçimde ifade edilebilir.

Cantor’un kanıtı, klasik küme teorisinin içinde belirli sonsuz kümeler arasında bire bir eşleme kurulamayacağını gösterir.

Bu matematiksel sonuç ile:

“Matematiksel gerçekliğin kendisinde farklı büyüklüklerde sonsuzluklar vardır.”

şeklindeki ontolojik yorum arasında bir adım vardır.

Bu adım çoğu zaman fark edilmeden atılır.

Oysa Platoncu fakat formalizm konusunda ihtiyatlı bir yaklaşım şu soruyu sorabilir:

Kardinalite, matematiksel arazinin temel bir özelliği midir, yoksa onu anlamak için kullandığımız küme-teorik haritanın koordinat sistemlerinden biri midir?

Bu soru diagonal kanıtta hata aramaz.

Diagonal kanıtın bize ne hakkında bilgi verdiğini sorgular.

Bu nedenle Cantor’a yönelik felsefi açıdan daha güçlü soru:

“Diagonal kanıt doğru mu?”

değildir.

Daha temel soru şudur:

“Diagonal kanıtın ortaya çıkardığı yapının matematiksel gerçekliğin ontolojik yapısıyla aynı olduğunu nereden biliyoruz?”

Bu sorunun cevabı artık yalnızca matematiğin kendi içinde bulunamaz.

Sonuç

Bu tartışmada birbirinden ayrılması gereken en az dört iddia vardır:

  1. Bizden bağımsız bir gerçeklik vardır.
  2. Bu gerçeklikte keşfedilebilir düzen ve yapılar vardır.
  3. Matematik ve fizik bu yapıların en azından bir bölümünü gerçekten yakalayabilir.
  4. Belirli bir matematiksel veya fiziksel formalizm, bu gerçekliğin ontolojik yapısıyla özdeştir.

İlk üç iddiayı kabul edip dördüncü konusunda kuşkucu olmak mümkündür.

Böyle bir pozisyon matematiği keyfî bir sembol oyununa indirgemez.

Aynı zamanda kullandığımız matematiksel araçları gerçekliğin kendisiyle özdeşleştirmekten kaçınır.

Bu bakımdan harita–arazi ayrımı önemlidir.

Harita yanlış olmak zorunda değildir.

Harita gerçek bilgi taşıyabilir.

Harita son derece hassas olabilir.

Bir harita diğerinden açıkça daha iyi olabilir.

Bir harita henüz gidilmemiş bölgeler hakkında doğru tahminlerde bulunmamızı bile sağlayabilir.

Ancak bütün bunlardan:

harita = arazi

sonucu çıkmaz.

Cantor klasik küme teorisi haritasında sonsuzluğun beklenmedik yapısını ortaya koyar.

Gödel belirli formal haritaların kendi sınırlarını gösterir.

Kant, insan deneyiminin haritanın tamamen dışına çıkıp “kendinde araziyi” görüp göremeyeceğini sorgular.

Modern fizik ise giderek daha hassas ve kapsamlı haritalar üretirken, bu haritaların altında yatan gerçekliğin ontolojik olarak ne olduğu sorusunu her zaman aynı kesinlikle cevaplayamaz.

Belki bilim ve matematiğin erişebildiği en sağlam şey, nesnelerin nihai olarak ne olduklarından çok, hangi ilişkiler içinde bulunduklarıdır.

Bu durumda bilgi ilerledikçe haritalarımız daha kapsamlı, daha tutarlı ve daha öngörücü hale gelebilir.

Fakat bundan arazinin kendisine doğrudan eriştiğimiz sonucu zorunlu olarak çıkmaz.

Dolayısıyla temel soru açık kalır:

Bir araziyi giderek daha doğru haritalandırmak, arazinin kendisini giderek daha doğrudan kavradığımız anlamına gelir mi?

Bu soru yalnızca matematiğe ait değildir. Matematik felsefesi, fizik felsefesi ve epistemolojinin ortak problemlerinden biridir.

Tuesday, September 1, 2026

SGI O2 Açılış Sorunu, IRIX Ağ Ayarları ve Nekoware

Koleksiyonumdaki SGI O2'yi birkaç yıl önce çalışır hâlde dolaba kaldırmıştım. Composite video capture denemek için yeniden kurup açtığımda bıraktığım gibi karşılanmadım: sistem diski ve sash ile ilgili önyükleme hataları veriyor, IRIX'e ulaşamıyordu. Dolapta beklerken mekanik olarak bir şey değişmediğine göre önce disk yolunu, PROM ayarlarını ve uzun beklemeden etkilenebilecek donanım bağlantılarını kontrol etmek gerekiyordu.

İlk denemelerde PROM, işletim sisteminin bulunduğu diske doğru yoldan ulaşamıyordu. Ekranda media not loaded, no recognizable filesystem, sash relocation error ve invalid bootfile gibi birbirinden farklı mesajlar gördüm. Bunlar ilk bakışta sabit diskin öldüğünü düşündürüyor; ancak PROM değişkenlerindeki disk yolu ile makinedeki gerçek SCSI ID uyuşmadığında da aynı zincir oluşabiliyor. Gerçek sistem diski SCSI ID 2 üzerindeyken bazı denemelerde yolun disk(1) tarafına baktığı ortaya çıktı.

PROM Command Monitor: sistem donanımı ve bağlı SCSI aygıtları.
PROM Command Monitor: sistem donanımı ve bağlı SCSI aygıtları.
İlk sash/önyükleme denemesinde alınan hata mesajları.
İlk sash/önyükleme denemesinde alınan hata mesajları.
Farklı disk ve bölüm yollarıyla yapılan boot denemeleri.
Farklı disk ve bölüm yollarıyla yapılan boot denemeleri.
PROM değişkenleri ve başarısız önyükleme yollarının kontrolü.
PROM değişkenleri ve başarısız önyükleme yollarının kontrolü.
disk(1) ve disk(2) yollarının karşılaştırılması.
disk(1) ve disk(2) yollarının karşılaştırılması.
PROM Monitor'da SCSI disk erişimi ve blok adresi hataları.
PROM Monitor'da SCSI disk erişimi ve blok adresi hataları.
SCSI CD-ROM sürücüsünün bağlantı ve jumper bölgesi.
SCSI CD-ROM sürücüsünün bağlantı ve jumper bölgesi.
SCSI aygıt üzerindeki bağlantı bilgileri.
SCSI aygıt üzerindeki bağlantı bilgileri.
PROM ortam değişkenlerinin yeniden incelenmesi.
PROM ortam değişkenlerinin yeniden incelenmesi.
Command Monitor başlangıç ekranı.
Command Monitor başlangıç ekranı.
Disk erişim denemesinin yeniden yapılması.
Disk erişim denemesinin yeniden yapılması.

Önce Makineyi Açılır Hâle Getirmek

İlk şüphem RTC/NVRAM tarafıydı. O2'de saat ve PROM değişkenlerini Dallas DS1687-5 RTC/NVRAM entegresi tutuyor. Entegrenin pil tarafında yaklaşık 3,05 V ölçtüm. Bu, tamamen bitmiş bir pil görüntüsü vermiyordu; dolayısıyla yalnızca bu ölçüme bakıp bütün sorunu pile bağlamak doğru olmazdı. Yine de yıllarca enerjisiz kalan eski bir iş istasyonunda PROM ayarlarının bozulması veya silinmesi ihtimali nedeniyle bu tarafı kontrol listesinde tuttum.

Anakart üzerindeki Dallas RTC/NVRAM entegresi.
Anakart üzerindeki Dallas RTC/NVRAM entegresi.
Sökülen RTC/NVRAM entegresinin alt yüzü.
Sökülen RTC/NVRAM entegresinin alt yüzü.
Dallas DS1687-5 RTC/NVRAM.
Dallas DS1687-5 RTC/NVRAM.
DS1687-5'in bacak ve gövde kontrolü.
DS1687-5'in bacak ve gövde kontrolü.
RTC/NVRAM entegresinin diğer yüzü.
RTC/NVRAM entegresinin diğer yüzü.
Entegre üzerindeki üretim kodu.
Entegre üzerindeki üretim kodu.
Pil bağlantısına ulaşmak için gövdenin incelenmesi.
Pil bağlantısına ulaşmak için gövdenin incelenmesi.
DS1687-5 üzerinde kontrollü gövde açma işlemi.
DS1687-5 üzerinde kontrollü gövde açma işlemi.
Pil uçlarına erişmek için yapılan çalışma.
Pil uçlarına erişmek için yapılan çalışma.

PROM ayarlarını sıfırlayıp önyükleme değişkenlerini yeniden oluşturdum. Bu sırada makine bazen güç kablosu takılır takılmaz kendiliğinden çalışıyor ve ön panel LED'i kırmızı yanıp sönüyordu. Anakartı kasadan çıkarmaya yarayan mandallardan biri de kırılmıştı; bunun elektriksel bir kilit veya interlock olup olmadığından şüphelendim. Fakat mandalın elektriksel bir işlevi olduğuna ya da arızaya doğrudan onun yol açtığına ilişkin bir bulgu elde etmedim.

Son olarak RAM modüllerini tamamen söktüm, yuvaları ve modülleri kontrol edip yeniden oturttum. Makine bu işlemlerin ardından tekrar açıldı. PROM reseti, disk yollarının düzeltilmesi ve RAM sök-tak işlemleri birbirine yakın zamanda yapıldığı için tek başına hangisinin açılmama durumunu çözdüğünü kesin olarak söyleyemem. Disk ve sash hatalarının nedeni yanlış PROM yolu olabilirken, kırmızı LED'li açılmama davranışında RAM teması da kuvvetli bir adaydı.

PROM reset ve donanım kontrollerinden sonraki ilk deneme.
PROM reset ve donanım kontrollerinden sonraki ilk deneme.
Sistem bilgileri ve önyükleme değişkenlerinin kontrolü.
Sistem bilgileri ve önyükleme değişkenlerinin kontrolü.
Düzeltilen PROM değişkenleriyle yapılan boot denemesi.
Düzeltilen PROM değişkenleriyle yapılan boot denemesi.
Disk yolu düzeltilirken alınan ara hata ekranı.
Disk yolu düzeltilirken alınan ara hata ekranı.
disk(2) üzerinden sash ve IRIX çekirdeğine erişim denemesi.
disk(2) üzerinden sash ve IRIX çekirdeğine erişim denemesi.
Önyükleme yolunun son kez doğrulanması.
Önyükleme yolunun son kez doğrulanması.

Özetle donanım tarafında yaptığım sıra şuydu:

  1. RTC/NVRAM pilini ölçtüm: yaklaşık 3,05 V.
  2. PROM ayarlarını sıfırladım ve gerçek sistem diskini yeniden tanımladım.
  3. RAM modüllerini söküp yuvalarına yeniden oturttum.
  4. Sistemi tekrar çalıştırdım; disk bulundu, sash ve çekirdek yüklenerek IRIX açıldı.

PROM'da Kaybolan HDD Önyükleme Ayarları

İlk görünen sorun, PROM içindeki HDD önyükleme ayarlarının doğru diski göstermemesiydi. Disk fiziksel olarak yerindeydi; fakat firmware, IRIX'i hangi SCSI diskinden ve hangi bölümden yükleyeceğini doğru bulamıyordu. Makinedeki sistem diski SCSI ID 2 olarak bağlıydı. Bu nedenle yolları pci(0)scsi(0)disk(2) üzerinden yeniden oluşturdum.

PROM ortamında önyükleme değişkenlerini diskin gerçek yoluna göre yeniden girdim:

setenv SystemPartition pci(0)scsi(0)disk(2)rdisk(0)partition(8)
setenv OSLoadPartition pci(0)scsi(0)disk(2)rdisk(0)partition(0)
setenv OSLoader sash
setenv OSLoadFilename /unix
setenv OSLoadOptions auto
setenv AutoLoad Yes
setenv kernname pci(0)scsi(0)disk(2)rdisk(0)partition(0)/unix

SystemPartition, standalone araçların bulunduğu volume header bölümünü; OSLoadPartition ve kernname ise IRIX çekirdeğinin bulunduğu kök bölümü gösteriyor. Bu yollar silindiğinde veya yanlış SCSI ID'ye baktığında disk sağlam olsa bile makine işletim sistemini bulamıyor.

Düzeltilen SGI PROM HDD ve IRIX önyükleme değişkenleri.
PROM/HDD ayarları yeniden oluşturulduktan sonra ortam değişkenleri. IRIX diski scsi(0)disk(2) yolunda.

Donanım ve önyükleme tarafını bu şekilde geçtikten sonra IRIX masaüstüne ulaştım. Bundan sonrası ayrı bir arıza değil, yıllardır yarım kalan sistem yapılandırmasını toparlama işiydi. Makine yönlendiriciye ve doğrudan IP adreslerine ulaşabiliyor, buna rağmen alan adlarını çözemiyordu. Üstelik normal kullanıcı hesabında ping bile “Command not found” diyordu. Buradan devam edip ağ, DNS, kabuk ayarları ve Nekoware paket kurulumunu tek seferde toparladım.

Bu yazı bir “şu üç komutu yaz, bitsin” tarifi değil. IRIX'in eski UNIX alışkanlıklarıyla modern ağın birbirine sürttüğü yerleri, yaptığım yanlış denemeleri ve çalışan son düzeni de içeriyor. Ekran fotoğraflarını özellikle sırayla bıraktım; komutların gerçek sistemdeki karşılığını takip etmek isteyen için küçük bir kurulum günlüğü oldu.

Ağ Arayüzü ve /etc/hosts

Önce root oldum ve ağ servisini, makine adını, arayüzü ve yönlendirme tablosunu kontrol ettim. Makineye 192.168.1.50 adresini verdim; varsayılan ağ geçidi 192.168.1.1. /etc/hosts içinde hem localhost hem de SGI'ın kendi adı doğru IP ile bulunmalı. Ben makine adını sgi-irix olarak kullandım.

su root
hostname
ifconfig -a
netstat -rn
cat /etc/hosts
/usr/etc/ping 192.168.1.1

IRIX'te bazı yönetim komutları /usr/etc altında. Root ortamında bulunan bir komut normal kullanıcıda PATH'e girmemiş olabiliyor. Bu yüzden “ping yok” sonucu ağ aracının kurulu olmadığı anlamına gelmiyor; önce /usr/etc/ping ile denemek gerekiyor.

İlk durum: ağ servisi ve DNS çözümleme hatası.
İlk durum: ağ servisi ve DNS çözümleme hatası.
/etc/hosts ve makine adı kontrolü.
/etc/hosts ve makine adı kontrolü.
/etc/hosts dosyasının düzenlenmesi.
/etc/hosts dosyasının düzenlenmesi.
ec0 arayüzü ve 192.168.1.50 adresi.
ec0 arayüzü ve 192.168.1.50 adresi.
192.168.1.1 ağ geçidine ping testi.
192.168.1.1 ağ geçidine ping testi.
/etc/nsswitch.conf içindeki çözümleme sırası.
/etc/nsswitch.conf içindeki çözümleme sırası.
DNS sunucuları ve doğrudan IP erişimi.
DNS sunucuları ve doğrudan IP erişimi.
IP çalışırken alan adı çözümlemesinin başarısız olması.
IP çalışırken alan adı çözümlemesinin başarısız olması.
nslookup çalışıyor; nsd önbelleği yeniden yükleniyor.
nslookup çalışıyor; nsd önbelleği yeniden yükleniyor.
nsd süreci ve yapılandırma dosyalarının kontrolü.
nsd süreci ve yapılandırma dosyalarının kontrolü.
nsd günlüğündeki domain/search path uyarısı.
nsd günlüğündeki domain/search path uyarısı.

IP Çalışıyor, DNS Çalışmıyor

Ağ geçidine ve 8.8.8.8 adresine ping başarılıydı. Yani Ethernet, IP adresi ve route tarafı çalışıyordu. Buna karşılık ping google.com hâlâ “Cannot resolve” hatası veriyordu. /etc/resolv.conf içine DNS sunucularını ekledim:

nameserver 8.8.8.8
nameserver 1.1.1.1

İlginç tarafı, nslookup google.com cevap veriyor ama normal uygulamalar alan adını çözemiyordu. IRIX isim çözümlemeyi doğrudan yalnızca resolv.conf üzerinden değil, nsd ve /etc/nsswitch.conf üzerinden yürütüyor. nsd günlüklerinde “no domain or search path in resolv.conf” uyarısını görünce dosyaya yerel ağ için bir arama alanı ekledim ve servisi yeniden yükledim.

search local
killall -HUP nsd
/etc/init.d/network stop
/etc/init.d/network start
/usr/etc/ping google.com

Buradaki local yalnızca ev ağı için kullandığım arama alanı. Kendi DNS alanınız varsa onu yazmanız gerekir. Bu düzeltmeden sonra hem IP hem alan adı çözümlemesi çalıştı.

PATH, Komut Geçmişi ve tcsh

Normal kullanıcı hesabında ping komutunun bulunmamasının nedeni PATH'ti. /usr/etc dizinini kullanıcı ortamına ekledim. Ardından her oturumda yukarı/aşağı oklarla komut geçmişini kullanabilmek için tcsh ayarlarını kalıcılaştırdım.

which tcsh
echo $SHELL
set path = ( /usr/etc $path )
set history = 100

Bu satırları kullanıcı hesabındaki ~/.cshrc dosyasına ekledim ve yeni oturum açmadan denemek için source ~/.cshrc çalıştırdım. Sonuçta ping doğrudan çağrılabildi, komut geçmişi çalıştı ve istemde makine adı görünür hâle geldi.

Kullanıcı kabuğunda ping komutunun PATH içinde bulunmaması.
Kullanıcı kabuğunda ping komutunun PATH içinde bulunmaması.
/usr/etc/ping komutunun doğrudan çalıştırılması.
/usr/etc/ping komutunun doğrudan çalıştırılması.
Ağ geçidine kullanıcı hesabından başarılı ping.
Ağ geçidine kullanıcı hesabından başarılı ping.
Ağ bağlantısının kararlı hâle gelmesi.
Ağ bağlantısının kararlı hâle gelmesi.
PATH değişkenine /usr/etc eklenmesi.
PATH değişkenine /usr/etc eklenmesi.
Kullanıcı .cshrc dosyasının incelenmesi.
Kullanıcı .cshrc dosyasının incelenmesi.
Komut geçmişi ve istem ayarlarının eklenmesi.
Komut geçmişi ve istem ayarlarının eklenmesi.
Yeni .cshrc ayarlarının source ile yüklenmesi.
Yeni .cshrc ayarlarının source ile yüklenmesi.
tcsh testi, tarih ve internet bağlantısının doğrulanması.
tcsh testi, tarih ve internet bağlantısının doğrulanması.

Türkçe Klavye Denemesi

Ağ işi bitince Türkçe klavye düzenine de baktım. IRIX'teki find, GNU find ile aynı seçeneklere sahip değil; örneğin -iname yok. X11 tuş eşlemelerini xmodmap -pke ile çıkardım, Türkçe karakter keysymlerini ve ISO-8859-9 fontlarını aradım.

xmodmap -pke
xlsfonts | grep iso8859-9
locale
locale -a
setenv LC_CTYPE tr

xmodmap ile tek tek keycode eşlemek mümkün görünse de sistemde xev bulunmadığı için fiziksel tuşları rahatça teşhis edemedim. Ayrıca locale ile klavye eşlemesi aynı şey değil: LC_CTYPE=tr Türkçe karakter sınıflandırmasını sağlıyor, tuşların hangi karakteri ürettiğini tek başına değiştirmiyor. Bu yüzden bu aşamada çalışan ağı bozacak kadar dosya kurcalamak yerine Türkçe klavyeyi ayrı bir işe bıraktım.

IRIX find ve chsh farklılıklarının görülmesi.
IRIX find ve chsh farklılıklarının görülmesi.
Varsayılan kabuğun /usr/bin/tcsh olarak doğrulanması.
Varsayılan kabuğun /usr/bin/tcsh olarak doğrulanması.
xmodmap ile mevcut tuş eşlemelerinin dökülmesi.
xmodmap ile mevcut tuş eşlemelerinin dökülmesi.
Harf tuşlarının keycode değerleri.
Harf tuşlarının keycode değerleri.
Noktalama ve işlev tuşlarının keycode değerleri.
Noktalama ve işlev tuşlarının keycode değerleri.
Yön ve sayısal tuş takımının eşlemeleri.
Yön ve sayısal tuş takımının eşlemeleri.
Üst keycode bölgesinin kontrolü.
Üst keycode bölgesinin kontrolü.
Türkçe karakter keysymlerinin aranması.
Türkçe karakter keysymlerinin aranması.
xmodmap ile geçici Türkçe karakter eşlemesi denemesi.
xmodmap ile geçici Türkçe karakter eşlemesi denemesi.
Eşleme denemesinin tekrar kontrolü.
Eşleme denemesinin tekrar kontrolü.
İlgili keycode satırının bulunması.
İlgili keycode satırının bulunması.
ISO-8859-9 destekli fontların listelenmesi.
ISO-8859-9 destekli fontların listelenmesi.
Geçerli LANG ve LC_* değerleri.
Geçerli LANG ve LC_* değerleri.
Sistemdeki Türkçe locale seçeneklerinin aranması.
Sistemdeki Türkçe locale seçeneklerinin aranması.
locale komutu ve kabuk sözdizimi denemeleri.
locale komutu ve kabuk sözdizimi denemeleri.
LC_CTYPE=tr denemesi.
LC_CTYPE=tr denemesi.
xev bulunmadığı için klavye teşhisinin burada bırakılması.
xev bulunmadığı için klavye teşhisinin burada bırakılması.

Nekoware ve wget Kurulumu

IRIX üzerinde wget ve curl kurulu değildi; fakat klasik FTP istemcisi vardı. IRIX Network'ün FTP sunucusuna anonymous olarak bağlanıp nekoware/current dizinine geçtim. Nekoware paketleri tardist biçiminde ve IRIX'in kendi inst aracıyla kuruluyor.

ftp ftp.irixnet.org
Name: anonymous
cd nekoware
cd current
binary
get neko_wget-1.11.3.tardist
quit

İlk denemede paketi yanlış dizinden açmaya çalıştığım için “No such file or directory”, salt okunur konuma yazmaya çalıştığım için de izin hataları aldım. inst içinde göreli dosya adıyla uğraşmak yerine tardist dosyalarının tam yolunu vermek en temiz çözüm oldu.

Donanım özeti ve wget/curl/ftp kontrolü.
Donanım özeti ve wget/curl/ftp kontrolü.
IRIX Network FTP sunucusuna bağlantı.
IRIX Network FTP sunucusuna bağlantı.
FTP dizinleri ve IRIX Network açıklaması.
FTP dizinleri ve IRIX Network açıklaması.
Nekoware paket arşivinin incelenmesi.
Nekoware paket arşivinin incelenmesi.
inst paket yöneticisinin ana menüsü.
inst paket yöneticisinin ana menüsü.
wget tardist paketinin ürün listesi.
wget tardist paketinin ürün listesi.
İlk kurulum denemesinde dağıtım kaydetme uyarısı.
İlk kurulum denemesinde dağıtım kaydetme uyarısı.
Salt okunur konum ve izin hatası.
Salt okunur konum ve izin hatası.
root posta bildirimi ve düzenlenen sistem dosyaları.
root posta bildirimi ve düzenlenen sistem dosyaları.
Ara kontrol ekranı.
Ara kontrol ekranı.
root .cshrc dosyasına kalıcı kabuk ayarları.
root .cshrc dosyasına kalıcı kabuk ayarları.
root oturumunda PATH ve kabuk kontrolü.
root oturumunda PATH ve kabuk kontrolü.
DISPLAY olmadığı için nedit'in açılamaması.
DISPLAY olmadığı için nedit'in açılamaması.
xmodmap denemesinin root oturumundaki sonucu.
xmodmap denemesinin root oturumundaki sonucu.

Bağımlılıklar ve inst

wget tek başına kurulmadı; kullandığım Nekoware paketinin gettext, libiconv ve OpenSSL bağımlılıkları vardı. Paketleri önce kullanıcı dizinine indirdim, ardından root olarak inst başlattım.

su root
cd /usr/people/kadir
inst

inst ana menüsünde her paketi tam yoluyla açtım:

open /usr/people/kadir/neko_libiconv-1.14.tardist
open /usr/people/kadir/neko_gettext-0.18.1.1.tardist
open /usr/people/kadir/neko_openssl-0.9.8x.tardist
open /usr/people/kadir/neko_wget-1.11.3.tardist
list
go

Paket adı veya sürümü FTP'deki dosyayla birebir aynı olmalı. Fotoğraflardaki bazı “file not found” ve tar hataları, adı ezberden yazdığım ya da eksik inmiş dosyayı açmaya çalıştığım denemelere ait. Son turda dosyaları ls -l ile doğrulayıp tam yolları kullanınca ürün açıklamaları düzgün okundu ve bağımlılıklar birlikte seçilebildi.

inst ile yerel tardist paketlerini açma.
inst ile yerel tardist paketlerini açma.
FTP'deki Nekoware current dizininde paket seçimi.
FTP'deki Nekoware current dizininde paket seçimi.
PASV önerisi ve gerekli bağımlılıkların indirilmesi.
PASV önerisi ve gerekli bağımlılıkların indirilmesi.
libiconv, OpenSSL ve wget paketlerinin hazırlanması.
libiconv, OpenSSL ve wget paketlerinin hazırlanması.
İndirilen tardist dosyalarının kullanıcı dizininde kontrolü.
İndirilen tardist dosyalarının kullanıcı dizininde kontrolü.
root oturumuna geçiş ve paket listesinin doğrulanması.
root oturumuna geçiş ve paket listesinin doğrulanması.
inst ana menüsüne dönüş.
inst ana menüsüne dönüş.
Kurulum ve kaldırma komutlarının özeti.
Kurulum ve kaldırma komutlarının özeti.
gettext paketi açılırken libiconv dosya adı hatası.
gettext paketi açılırken libiconv dosya adı hatası.
Dağıtımın /var/tmp altına açılması.
Dağıtımın /var/tmp altına açılması.
Paketlerin tam yol kullanılarak yeniden açılması.
Paketlerin tam yol kullanılarak yeniden açılması.
inst kurulum seçim ekranı.
inst kurulum seçim ekranı.
FTP sunucusunda nekoware/current dizinine geçiş.
FTP sunucusunda nekoware/current dizinine geçiş.
gettext paketinin binary modda indirilmesi.
gettext paketinin binary modda indirilmesi.
İndirilen paketlerle inst'in yeniden başlatılması.
İndirilen paketlerle inst'in yeniden başlatılması.
Bağımlılıkların hazırlanması.
Bağımlılıkların hazırlanması.
Eksik veya bozuk tardist denemesinin tespiti.
Eksik veya bozuk tardist denemesinin tespiti.
Yerel dizindeki paket dosyalarının kontrolü.
Yerel dizindeki paket dosyalarının kontrolü.
Paket adlarının ve sürümlerinin doğrulanması.
Paket adlarının ve sürümlerinin doğrulanması.
inst ile paketlerin tam yoldan açılması.
inst ile paketlerin tam yoldan açılması.
Kurulum seçimlerinin gözden geçirilmesi.
Kurulum seçimlerinin gözden geçirilmesi.
Paket açma ve bağımlılık çözümleme adımı.
Paket açma ve bağımlılık çözümleme adımı.
Eksik OpenSSL paketiyle ilgili hata.
Eksik OpenSSL paketiyle ilgili hata.
Nekoware paketlerinin masaüstünde kontrolü.
Nekoware paketlerinin masaüstünde kontrolü.
Kurulumun tam yollarla son kez tekrarlanması.
Kurulumun tam yollarla son kez tekrarlanması.
Netscape üzerinden yerel HTTP erişim testi.
Netscape üzerinden yerel HTTP erişim testi.
Nekoware current dizininin Netscape'te açılması.
Nekoware current dizininin Netscape'te açılması.
Paket listesinin tarayıcıdan görüntülenmesi.
Paket listesinin tarayıcıdan görüntülenmesi.

Sonuç

Son durumda SGI yerel ağda 192.168.1.50 adresiyle çalışıyor; ağ geçidine, internetteki IP adreslerine ve alan adlarına ulaşabiliyor. Normal kullanıcı ortamında /usr/etc PATH içinde, varsayılan kabuk tcsh ve komut geçmişi kalıcı. Nekoware paketlerini FTP ile indirip inst üzerinden kurabilecek bir temel de oluştu.

Bu işte en yanıltıcı nokta nslookup çalıştığı hâlde diğer programların DNS kullanamamasıydı. IRIX'te nsd, nsswitch.conf ve resolv.conf üçlüsünü birlikte düşünmek gerekiyor. İkinci tuzak da modern Linux alışkanlıkları: komut yolları, find seçenekleri, paket biçimi ve kurulum aracı farklı. Sistem bozuk değildi; yalnızca 1990'ların UNIX mantığıyla konuşmak gerekiyordu :)


SGI, IRIX, nsd, DNS, tcsh, Nekoware, tardist, inst, wget, IRIX Network.